Faruk Şen
Die LandesregierungNordrhein-Westfalen Presseinformation – 840/7/2008 Zentrum für Türkeistudien: Konflikt beigelegt Das Ministerium für Generationen, Familie, Frauen und Integration teilt mit: Das Anstellungsverhältnis von Prof. Dr. Faruk Sen und der Stiftung Zentrum für Türkeistudien wird im gegenseitigen Einvernehmen zum 31. 12. 2008 gelöst. Die Anwälte beider Seiten sind beauftragt, die Details zu klären. Bis zu diesem Zeitpunkt wird Prof. Sen freigestellt, um die Aufbauarbeit für die geplante deutsch-türkische Universität in Izmir vorzubereiten. Im Anschluss wird er die Stiftung zur Gründung der Universität bis 2010 leiten. Dies teilten heute (15. Juli 2008) Integrationsminister Armin Laschet als Kuratoriumsvorsitzender, Dr. Fritz Schaumann als Vorstandsvorsitzender und Prof. Dr. Faruk Sen nach einem Gespräch in Düsseldorf mit. Minister Laschet und der Vorsitzende des Vorstands, Dr. Fritz Schaumann, begrüßten die einvernehmliche Lösung. Sie halten die Gründung der deutschsprachigen Hochschule für einen bedeutenden Schritt in den deutsch-türkischen Beziehungen. Sie wird zum besseren kulturellen Austausch beider Völker beitragen. Laschet und Schaumann sagten: „Wir sind froh, dass Faruk Sen seine jahrzehntelangen Erfahrungen in Deutschland und der Türkei in diese neue Universität einbringt.“ Faruk Sen betonte: „Ich freue mich, dass eine einvernehmliche und gute Lösung gefunden wurde. Sie anerkennt meine bisherige Arbeit und eröffnet eine wichtige Perspektive für ein neues Kapitel in den deutsch-türkischen Beziehungen.“ Minister Armin Laschet betonte die außergewöhnliche Lebensleistung von Prof. Dr. Faruk Sen. Mit seinem Engagement für die türkeistämmigen Menschen in Deutschland und für die deutsch-türkischen Beziehungen habe Sen einen wesentlichen Beitrag für die Anerkennung und die Integration der türkeistämmigen Bevölkerung in Deutschland geleistet. Das hohe nationale und internationale Ansehen des Zentrums für Türkeistudien sei Ausdruck dieser Lebensleistung. Die jetzt gefundene Lösung ermöglicht einen Generationenwechsel und sichert die Zukunft des Zentrums für Türkeistudien. Das Kuratorium wird sich bei seiner regulären Sitzung am 15. September damit befassen. |
|
Şen davasını geri çekti Avrupalı Türkler'i Yahudiler'le kıyasladığı gerekçesiyle görevinden alınmak istenen TAM Direktörü Faruk Şen, NRW Uyum Bakanı Armin Laschet ile dünkü görüşmesinden sonra bugün Essen'de görülecek "İş sözleşmesini koruma" davasını geri çektiğini açıkladı. |
|
|
Türkiye'de bir gazeteye yazdığı yazıda Türkleri 'Avrupa'nın yeni Yahudileri' olarak tanımladığı için Türkiye Araştırmalar Merkezi (TAM) Direktörlüğü'nden uzaklaştırılmak istenen Prof. Faruk Şen bugün Essen'de görülecek 'İş akdini koruma' davasını geri çektiğini açıkladı. Dün Uyum Bakanlığı'nda TAM Vakfı Kuratoryumu Başkanı Uyum Bakanı Laschet ile bir araya gelip ve 3,5 saat görüşen Şen vakıf yönetimini iki yıl daha sürdürmek istediğini söyledi. Dünkü görüşmede somut bir sonuç çıkmayınca görüşmeye bugün de devam edilmesine karar verildi. Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada şöyle denildi: 'Bakan Armin Laschet ile Prof. Dr. Faruk Şen olası bir uzlaşma için bir araya geldiler. Görüşmeye yarın TAM Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Fritz Schaumann'ın da katılımıyla devam edilecek. Yarın Essen'de görülecek dava da iptal edilmiştir.' Prof. Dr. Faruk Şen'in basın danışmanı Thomas Müller görüşmelere bu sabah erken saatlerde devam edileceği ve olumlu bir sonuç çıkması halinde bu kararın cuma günkü kuratoryum toplantısından önce açıklanacağını söyledi. |
|
Yahudi Cemaati'nden Şen'e destek mektubu Almanya Yahudiler Merkez Konseyi Genel Sekreteri Stephan Kramer, TAM Direktörlüğü'nden alınmak istenen Faruk Şen için, Şen'in kaderini belirleyecek isimler arasında yer alan Kuzey Ren Vestfalya Uyum Bakanı Armin Laschet'e bir mektup yazarak, "Şen, Yahudi Cemaati'nin onyıllardır dostudur" dedi. |
| TÜRKİYE Araştırmalar Merkezi Direktörü Prof. Dr. Faruk Şen'e Yahudi Cemaati'nden destek gelmeye devam ediyor. Şen'in görevden alınmak istenmesini eleştiren Almanya Yahudiler Merkez Konseyi Genel Sekreteri Stephan Kramer, Kuzey Ren Vestfalya Eyaleti Uyum Bakanı Armin Laschet'e bir mektup yazarak, olayların gelişimi nedeniyle duyduğu üzüntüyü dile getirdi.
Şen, Yahudi düşmanı değil Aynı zamanda Faruk Şen'in görevden alınması konusundaki son kararı verecek olan 27 kişilik kuratoryumun başında olan Armin Laschet'e yazdığı mektubunda Faruk Şen'in "onyıllardan beri" Yahudi Cemaati'nin dostu olduğunu vurgulayan Kramer, "Faruk Şen ne Yahudi soykırımı konusunda şüphesi olan, ne de Yahudi düşmanı biridir" dedi. Şen'in, yaptığı benzetmeden ötürü yeterince özür dilediğini dile getiren Kramer, Şen'in görevden alınmak istenmesine anlayış gösteremediğini de vurguladı. Kramer ayrıca Laschet'e yazdığı mektubunda Şen'in yazısından bir alıntı yaparak, yazının daha çok Yahudiler'i koruyan nitelikte olduğuna dikkat çekti. Ayrımcılık var Şen ile ilgili tartışmaları "gayrıciddi" bulduğunu belirten Kramer, "Tartışmaları şaşkınlık içinde izliyorum. Şen, yaptığı açıklamalarından ötürü özür diledi. Ancak Almanya'da, hatta Avrupa'da Türk kökenli Müslümanlar'ın, tüm dostluk mesajlarına rağmen günlük yaşamda, meydana gelme tarzı bakımından kısmen Yahudiler'in geçtiğimiz yüzyılda maruz kaldığı, ayrımcılığa ve dışlamalara maruz kaldığı da bir gerçektir" dedi. Yaptığı açıklama ile Şen'in yazısındaki ifadelere de destek vermiş olan Kramer, mektubunda şöyle dedi: "Bu ayrımcılık ve dışlama da genelde, bugüne kadar Yahudileri ve Müslümanları, aynı zamanda da diğer yabancıları ve değişik ten rengine sahip olan insanları Almanya'da birleştiren yabancı düşmanlığıdır. Bu mesajı bize vereni cezalandırmak yerine, hepimiz daha çok ve daha ciddi olarak Türk kökenli Müslümanların ve ülkemizdeki diğer azınlıkların korkularına ve duygularına eğilmemiz gerekir." |
| TAM'da iktidar savaşı
Prof. Faruk Şen'e karşı başlatılan "tasfiye operasyonu"nun arkasında Türkiye Araştırmalar Merkezi'nin yönetimini tamamen kontrolüne almak isteyen "politik bir girişim" olduğu öne sürülüyor. Şen'in görevden alınmasından önce, TAM'daki oda anahtarlarının değiştirilmesi, mail sisteminin bloke edilmesi ve makam arabasına el konulması ilginç gelişmeler olarak nitelendiriliyor. |
|
ALMANYA'da Türkiye Araştırmalar Merkezi Başkanı Prof. Faruk Şen'e karşı başlatılan 'tasfiye operasyonu'na tepkiler sürüyor. RTS Başkanı Dr. Yaşar Bilgin, Avrupa Demokrasi Vakfı Başkanı Aydın Yardımcı, Berlin Yeşiller milletvekili Bilkay Öney, SPD Berlin milletvekili Ülker Radziwill, Sol Parti Milletvekili Hakkı Keskin, bir yazı nedeniyle Şen'in görevden alınmak istenmesine karşı çıkıyorlar. Yapılan haksızlık Önde gelen Türk dernekleri ve politikacılarının büyük çoğunluğu Prof. Şen'in Türkiye'deki bir gazetede çıkan 'Türkler Almanya'nın Yeni Yahudileridir' başlıklı yazısı nedeniyle görevden alınmak istenmesini 'haksızlık' olarak niteliyorlar. NRW Uyum Bakanı Armin Laschet ise, yaptığı açıklamada, 'Bu benzetme kabul edilemez ve uyuma zarar vermektedir' derken, görevden alınma konusunu avukatlara incelettiğini söyledi. Olayın perde arkası Bu arada olayın perde arkasında, NRW'de Türkiye Araştırmalar Merkezi (TAM) gibi güçlü ve medyatik bir kurumu politik olarak ele geçirme savaşı yaşandığına dair izlenim güçleniyor. Tam'ın halen yıllık 1.8 milyon Euro'luk bir bütçesi ve 28 personeli bulunuyor. Geçmiş yıllarda 3 milyon Euro'ya kadar tırmanan bu bütçenin yüzde 27'si NRW'de kamu kaynakları tarafından karşılanırken, yüzde 73'ü Prof. Faruk Şen'in farklı araştırmalar için bulduğu farklı sponsorlardan elde ediliyor. Karar 18 Temmuz'da 1985'te Faruk Şen tarafından kurulan ve 2002'de vakfa dönüştürülen kurumun, 27 kişilik bir İcra Kurulu bulunuyor. İcra Kurulu NRW Eyalet Hükümeti tarafından politik dengeler de gözetilerek atanıyor. TAM Vakfı'nın İcra Kurulu hem üç kişilik yönetimi hem de Direktörü atıyor. Prof. Şen'in resmen direktörlük görevinden alınması için TAM İcra Kurulu'nun 18 Temmuz'da yapması beklenen toplantıda bu yönde karar alması gerekiyor. Vakıf yönetiminde yeralan CDU'lu Thomas Kufen önderliğindeki üç kişilik ekibin hafta başında Şen'in görevden alınması için hareketi başlattığı biliniyor. Kufen'in 2002'deki seçimde Şen'in direktör seçilmesine karşı çıktığı da söyleniyor. Şu sıralar Türkiye'de tatilde olan Prof. Şen'in, resmen görevden alınmadan önce, oda anahtarlarının değiştirilmesi, mail sisteminin bloke edilmesi ve makam arabasına el konması da, soru işaretlerini arttıran girişimler olarak dikkat çekiyor. Ayrıca Şen'in yakın çalışma ekibinin de, Şen ile herhangi bir şekilde temasa geçilmemesi konusunda uyarıldığı öne sürülüyor. İstenmeyen adam ilan edildim Prof. Şen son olayları, kendisinin son dönemlerde Almanya'da Türkler'e karşı yapılan çeşitli haksızlıklara ve Göç Yasası tipi uygulamalara karşı tavır alması nedeniyle, CDU içindeki bir ekip tarafından çok önceden 'istenmeyen adam' ilan edilmesine bağlıyor. Şen, Türkiye'de düşük tirajlı ama prestijli ekonomi gazetesi Referans'ta, Musevi işadamı ve Türkiye'deki işadamlarının duayeni İshak Alaton'a azınlıklar konusunda destek vermek için yazdığı bir yazının 'Bumerang' gibi tersine çevrilerek kendisini tasfiye amacıyla kullanılmak istenmesinin ancak 'politik bir niyetle' açıklanabileceğini öne sürüyor. İstifa baskısı Geçtiğimiz aylarda Şen'e karşı NRW'de Sayıştay tarafından başlatılan ve TAM'ın çeşitli gezilerinde gereksiz harcamalar yapıldığına ilişkin iddialar da kamuoyu gündemine gelmiş, ancak bu tür iddialar Uyum Bakanlığı'ndan dönmüş ve Şen'e karşı harhangi bir soruşturmaya gerek görülmemişti. Şen'in görevden alınmasını isteyen CDU'lu Kufen ve ekibinin 18 Temmuz öncesi İcra Kurulu üyelerine 'Şen görevden alınmazsa biz istifa ederiz' baskısı yaptığı da kaydediliyor. Şen'in kendisine karşı başlatılan bu operasyona hukuk yönünden karşı çıkacağı ve gerekirse AİHM'e kadar gitmeye kararlı olduğu belirtiliyor. |
Faruk Şen'in 19 Mayıs 2008 tarihli Referans Gazetesi'ndeki yazısı: Avrupa'nın yeni Yahudileri |
|
20. yüzyılın ortalarına dek Avrupa ülkelerinde Yahudi olmak çok kolay değildi. Nazi Almanyası başta olmak üzere pek çok ülkede dışlanan ve soykırımlara maruz kalan Yahudilerin ve insanlığın bu döneme ait acı dolu hikayeleri anlatmak ile bitmez. Sürgünlerle dolu Yahudi tarihine baktığımızda 1492 yılında İspanya'dan Sefaradların gönderildiğinde, kendilerine Osmanlı Devleti sahip çıkar. Bundan yaklaşık dört buçuk asır sonra 1933-45 yıllarında Almanya'da yaşanan kıyımdan kaçabilmeyi başaran entelektüellere kucağını açan genç Türkiye Cumhuriyeti'dir. Bu sürgünün hikayesi geçtiğimiz günlerde Türkçesi Günizi Yayıncılık tarafından basılan "Ay-Yıldız Altında Sürgün" adlı kitapta yer bulmaktadır. 5 milyon Türk Büyük kıyım sonrasında Yahudilerden arındırılmaya çalışılan Avrupa'da, 5 milyon 200 bin Türk, yeni Yahudiler haline gelmiş bulunuyor. 47 yıldır yaşlı kıtanın orta ve batısını da kendine yurt edinen insanlarımız aralarından 45 milyar Euro ciro yapan 125 bin girişımci çıkardıkları halde, farklı ölçek ve görünümlerde de olsa Yahudilerin karşılaştıkları ayrımcılık ve dışlamalara maruz kalıyorlar. Sonu gelmez saldırılara maruz kalan Avrupalı Türk toplumunun bir mensubu olarak, Türk vatandaşı Yahudi, Ermeni veya Rum kökenli kardeşlerimize Türkiye'de yapılan baskı ve haksızlıkları da kınıyorum. Ülkeye verdikleri emeğe karşın en çok dışlananlar da maalesef "dışarıda bırakılanlar" oluyor. Almanya'da Türkler Başarılı gazeteci ve televizyon programcısı Nagehan Alçı'nın Türkiye'nin yüzaklarından biri olan Alarko Holding'in kurucusu, değerli işadamı İshak Alaton ile yaptığı röportajda, devlet kaynaklı anti-semitizmi okuma olanağı buldum. 1933'lerde baskı gören Yahudilere kapılarını açan ve her türlü baskı ve ahlaksız teklife rağmen kendilerine kol kanat geren Türkiye'de bugün nasıl bir duruma geldik? Türkiye'de adam gibi adamlar listesi yapılsa ilk ona gireceklerden biri olan İshak Alaton'un bu tür duygulara kapılması beni hayli üzdü. Kendisine bu röportajın ardından başlatılan hücum, Almanya'da yaşayan Türkler olarak çeşitli dönemlerde yaşadıklarımızı anımsattığından üzüntüm daha da arttı. İshak Bey, Avrupalı Türkler olarak bizler, sizin bu ülke için öneminizi biliyoruz. Avrupa'nın yeni Yahudileri olarak, sizi en iyi Avrupa'da yaşayan 5 milyon 200 kaderdaşınız anlar. Türkiye'de belirli çevrelerin anti-semitik yaklaşımları sizi üzmesin, Türk Halkı ve Avrupa'nın Yeni Yahudileri olarak arkanızdayız. 20. yüzyılın ortalarına dek Avrupa ülkelerinde Yahudi olmak çok kolay değildi. Nazi Almanyası başta olmak üzere pek çok ülkede dışlanan ve soykırımlar... |
|
Faruk Şen, Abdullah Gül ile Görüştü Prof. Dr. Faruk Şen, Türkiye Araştırmalar Merkezi öncülüğünde İzmir´de kurulacak Türk-Alman üniversitesine ilişkin Ankara temaslarını sürdürüyor. Şen, Çankaya´da Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile görüşerek kuruluş çalışmalarında son gelişmeleri aktardı. Üniversite projesini desteklediğini söyleyen Cumhurbaşkanı Gül, böylesi bir proje için İzmir´in merkez seçilmesinin ayrıca büyük önem taşıdığını belirterek, üniversitenin İzmir ve Ege Bölgesi için büyük bir kazanım olacağını söyledi. Kurulacak üniversitenin Türkiye ' AB ilişkileri açısından da büyük yararlar sağlayacağına inandığını söyleyen 11. Cumhurbaşkanı, İzmir´in EXPO 2015 adaylığı çerçevesinde de üniversiteden önemli katkı beklediklerini ifade etti. Kurulacak üniversiteye Türkiye´de gösterilen büyük ilgiden memnun olduklarını söyleyen TAM Direktörü Prof. Dr. Faruk Şen, 'Kurulacak üniversitenin iki ülke arasındaki bilgi ve teknoloji transferini hızlandırarak, Türk-Alman ilişkilerinin yegane zayıf kanadı bilimsel ve kültürel ilişkiler alanını güçlendirmekle kalmayıp, ilişkilerin diğer alanlarında da yeni bir boyut açacak insanların yetiştirilmesine katkıda bulunacağına inanıyoruz. Bunların da ötesinde Ege Bölgesi ve İzmir´in bir çekim bölgesi haline gelmesi açısından da projemizin büyük yarar sağlayacağına inanıyoruz. Alaçatı´da kurulacak üniversite sayesinde Çeşme dünyaya açılacak' diye konuştu. 26.01.2008 |
|
| FarukŞen, Abdullah Gül ile görüştü Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Abdullah Gül´ün Köln ziyareti sırasında kendisi ile bir özel görüşme yapan Türkiye Araştırmalar Merkezi (TAM) Vakfı Direktörü Prof. Dr. Faruk Şen, TAM´ın Türkiye´de kurulması hazırlıkları süren üniversite projesi başta olmak üzere mevcut çalışmaları hakkında bilgi verdi. Gül, bu projeye sıcak baktıklarını belirtti. 2008 Ekim ayında faaliyetlerine başlayacak olan üniversite İstanbul Riva´da kurulacak. Projede Münster Üniversitesi bilimsel ortak olarak yer alırken, Kuzey Ren Vestfalya Eyaleti de projeyi destekliyor. KKTC Cumhurbaşkanı Talat Almanya´ya geliyor Gül ile görüşmesinde Almanya´nın AB dönem başkanlığı nedeniyle TAM´ın yılın ilk altı ayında yoğunlaştırdığı faaliyetleri aktaran Şen, önümüzdeki günlerde KKTC Cumhurbaşkanı Talat´ın Almanya´ya geleceğini ve kendisi ile birlikte bir dizi konferans ve görüşme planladıklarını belirtti. Ayrıca Şen Gül´den Avrupa Evi´nin açılması için destek istedi. |
|
| TAM Seçim Raporunu Siyasilere Sundu Ankara´da siyasiler ve sivil toplum temsilcileri ile temaslarda bulunan TAM Direktörü Prof. Dr. Faruk Şen, Türkiye Araştırmalar Merkezi (TAM) Vakfı´nın 2 Nisan´da kamuoyuna açıklayacağı seçim sonuçları araştırmasını TBMM Başkanı Bülent Arınç, Sanayı Bakanı Ali Coşkun ve CHP Genel Başkanı Deniz Baykal´a sundu. Türkiye Araştırmalar Merkezi (TAM) Vakfı, Avrupalı Türklerin genel seçimlerde oy kullanma hakkı konusunu bir kez daha Ankara´nın gündemine taşıdı. Daha önce derlenen seçmen sayıları ve seçme hakkının kullanımına ilişkin bilgi notuna ek olarak neticeleri 2 Nisan´da kamuoyuna duyurulacak Avrupalı Türkler seçim anketinin sonuçlarını içeren rapor, siyasi ve sivil toplum temsilcilerine sunuldu. Sanayi ve Ticaret Bakanı Ali Coşkun, TBMM Başkanı Bülent Arınç ve CHP Genel Başkanı Deniz Baykal yanında Türk-iş Genel Başkanı Salih Kılıç´a raporun birer nüshası sunuldu. TBMM Başkanı Arınç „Avrupalı Türklerin oy kullanma hakkını bugüne dek tam manasıyla kullanamamış olmasının Türkiye´nin demokrasi ayıbı olduğunu söylerken, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Hakkın tanınması konusunda sonuna kadar Avrupalı Türklerin yanında olduklarını ve Onur Öymen´in bu konuyla ilgili görevlendirildiğini söyledi. |
- TAM Türkiye'de Almanca Eğitim Verecek Vakıf Üniversitesi Projesi 11-08-2006
- TAM Basın Bildirisi 08-08-2006
![]() ![]() |
![]() | Faruk Şen Türkiye'de Almanca eğitim veren bir üniversite kurma hazırlığında - Hürriyet 08.08.2006: Gila Benmayor - Almanca eğitime 12 milyon Euro'luk üniversite geliyor. Türkiye Araştırmalar Merkezi TAM Vakfı Direktörü Faruk Şen geçen akşam Büyükada'daki Anadolu Kulübü'nde bir akşam yemeği verdi. Vapur saatleri uymadığından olacak davetli pek çok meslektaşımız gelemedi. Faruk Şen'in daima anlatacak ilginç bir şeyleri olduğundan Bostancı'dan 25 dakikalık yolculukla soluğu Büyükada'da aldım. İyi ki de almışım. Şen ile yeni döndüğü Çin'den Almanya'da son gelişmelere kadar uzanan bir ufuk turuna çıktık. Devamı aşağıda ve Hürriyet'te …» |
|
Almanca eğitime 12 milyon Euro’luk üniversite geliyor TÜRKİYE Araştırmalar Merkezi TAM Vakfı Direktörü Faruk Şen geçen akşam Büyükada’daki Anadolu Kulübü’nde bir akşam yemeği verdi. Vapur saatleri uymadığından olacak davetli pek çok meslektaşımız gelemedi. Faruk Şen’in daima anlatacak ilginç bir şeyleri olduğundan Bostancı’dan 25 dakikalık yolculukla soluğu Büyükada’da aldım. İyi ki de almışım. Şen ile yeni döndüğü Çin’den Almanya’da son gelişmelere kadar uzanan bir ufuk turuna çıktık. Uzun sohbetimizde iki tane de önemli haber verdi. Milli Eğitim Bakanlığı’nın önerisiyle Türkiye Araştırmalar Merkezi Türkiye’de Almanca eğitim veren bir üniversite kurma hazırlığında. Faruk Şen’in aktardığına göre, "23 tane İngilizce, bir tane de Fransızca eğitim veren üniversite var. Neden Almanca eğitim veren de olmasın" diye yeşil ışığı yakan Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik olmuş. 2008 yılının sonbahar aylarında eğitime başlayacak olan üniversite için hem İzmir, hem İstanbul düşünülüyor. İstanbul’a karar verildiği takdirde, Beykoz’daki bazı boş fabrikalar bu iş için uygun gibi görünüyor. Peki 12 milyon Euro nasıl temin edilecek? ALMAN ŞİRKETLERİNİN DESTEĞİ Faruk Şen, dört önemli Alman şirketinden 8 milyon Euro’luk kaynak bulmuş. Şimdilik Alman şirketlerin adlarını vermiyor. Bir bildiği vardır diye üstelemedik zaten. Geri kalan 4 milyon Euro için Türkiye’de bazı şirketlerin kapısını çalmaya hazırlanıyor. Almanya’daki Münster Üniversitesi’yle ortak program geliştirecek olan üniversitede ilk aşamada ekonomi, iletişim ve enformatik bölümleri açılacak. Üniversitenin önemine gelince? Şen, Türk öğrencilerin en fazla ABD’yi tercih ettiğini söylüyor. ABD’de okuyan Türk öğrencilerin sayısı 40 bin. Almanya’da ise 36 bin. Türkiye’de kurulacak bir üniversite Almanya’da okumayı tercih eden Türk öğrenciler için bir seçenek olabilir. Bu madalyonun bir yüzü? Diğeri de Almanca’nın giderek önem kazanması meselesi. Şen’e bakılırsa eski Doğu Bloku ülkelerinin Avrupa Birliği’ne katılmalarıyla Almanca daha da fazla kullanılır hale gelmiş. "Slovenya’dan Bulgaristan’a kadar pek çok ülkede Almanca yaygınlaşıyor" diyor. GÖÇ MÜZESİ "İkinci önemli haber ne" diye sorduk. Biri Almanya’da, diğeri Türkiye’de olmak üzere bir "Göç Müzesi" kurulacakmış. TAM’ın hesaplarına göre bugün Türkiye’den 6 milyon kişi göç etmiş ki, bunlardan 4 milyon 200 bini Almanya’da. Geri kalanı ABD, Avustralya gibi ülkelerde. Türkiye Araştırmalar Merkezi’nin "Göç Müzesi" fikri Bremen’deki bir müzeden esinlenmiş. Bremen’deki müze Almanya’dan ABD’ye göç edenlerin anısına kurulan bir müze. Bu arada Türkiye Araştırmalar Merkezi bu yıl 21. yılını kutluyormuş. Şen’in konuşmalarından başka sürprizlerin de geleceğini çıkarttım. Bakalım haklı çıkacak mıyım? Hürriyet - 8 Ağustos 2006 Gila Benmayor gbenmayor@hurriyet.com.tr |
|
Niçin Alman Üniversitesi? Hürriyet Gazetesinin manşetten verdiği haber ve haber yazısının ortasındaki Sayın Prof. Dr. Faruk Şen'in sempatik resmi, "Türkiye'de Alman Üniversitesi" kurulması haberi hakkındaki kuşkularımı dağıtmaya yetmedi. Doğal olarak bir üniversitenin kurulması nasıl bir kuşku endişeye yol açabilir ki diye sorulabilirsiniz. Kuşkum ve endişem tabii ki bir üniversitenin kurulmasından kaynaklanmamaktadır. Endişem, "niye" üzerinedir. Alman politikacılarının Türkçe'ye nasıl baktıkları hiç kimsenin meçhulü değildir. Ne yazık ki bağnaz politikacılar, bu demokratik ülkede ellerinden gelse sokaklarda bile Türk dilini yasaklayacak kadar bir önyargı havası oluşturdular. Sanki Türkler'in uyumu, dillerini unutmakla başlayacakmış gibi bir garabet politikası ürettiler ve uyum için hiçbir alt yapı çalışması yapmadan sürekli ana dilimize saldırılara zemin hazırladılar. Şimdi katıldığımızı sorusuyla başlıyor. Bu önyargı ve kasıt değil de nedir? Ama insafla olaya bakarsak, bu konuda "bizim halk uzmanlarımızın" Alman politikacıları hiç de yalnız bırakmadıklarını kolayca görürüz. Bizim içimizden çıkan bazı süper zekalı uzmanlar da, din eğitiminin, hatta vaizlerin bile Almanca olmasını istemektedirler. Bunların ne yazık ki dünyadan haberleri yoktur, desem hiç de abartmış sayılmam! Çünkü bırakın Amerika'yı, İngiltere'yi, Almanya bile Rusya'ya 270 yıl önce gitmiş soydaşları için Rusya'ya Alman papazı göndermekte ve kilisede Almanca, evet Almanca vaiz verilmesini istemektedir. Çünkü dil aynı zamanda da kültürdür! Dini literatürdeki terimleri başka bir dilde verdiğimiz zaman kendi dilinizin o din üzerindeki etkisi silinmiş olur. Bunu herkes bilir de ne yazık ki yalnızca bizim süper uzmanlarımız bilmez! Sayın Şen'e ilk soru olarak şunu sormak isterdim; Almanya'da bu kadar Türk genci varken, ve burada mutlaka bir Türk Üniversitesi kurulması gerekirken, niye gidip de Türkiye'de Alman Üniversitesi kurmaya kalkışıyorsunuz? İkinci olarak, 8 milyon Euro'nun Alman işadamları tarafından verileceğini söylüyorsunuz. Bildiğiniz gibi burada binlerce Türk genci meslek yapamadan, hatta belki de parayı verecek işadamlarının işyerlerinin kapısından sadece Türk oldukları için geri çevrilerek işsiz güçsüz dolaşmaktadırlar. Alman işadamları o kadar cömertse ve Türkler'i o kadar seviyorlarsa niçin 8 milyon Euro'yu bu ülkedeki gençlerin uyumu ve işyeri bulmaları için harcamıyorlar? Türkiye ne yazık ki yol geçen hanına dönmüş. Parası olan her ülke parayı bastırarak kendisine istediği yerde lise, istediği yerde Üniversite açtırarak yabancı dilde eğitim verilmesini sağlıyor ve ülkeye kendi kültürünün damgasını vurmaya çalışıyor. Oysa bu durum demokrasinin en hasının olduğu söylenen Avrupa'da bile mümkün değildir. Hele gidin de Yunanistan'da, Gümülcine'de bir Türk üniversitesi açmaya kalkın! Ya da Almanya'da Türk liseleri açmak için başvuruda bulunun! O zaman bütün bu girişimlerin nasıl sonuçlanacağını yakından göreceksiniz! Her aklı başında ve vicdanlı eğitimci bilir ki, sağlıklı kuşaklar yetişmesi için, çocukların aileler ile dil bağı kesinlikle korunmalıdır. Sayın Faruk Şen gibi imkanı geniş insanlar, Türkiye'deki gençlerin Almanca eğitim almasını değil, buradaki gençlerin anadilleri Türkçe'yle Almanca'yı yan yana öğrenerek daha sağlıklı ve uyumlu yetişmeleri için çaba göstermelerini bekliyoruz. Hürriyet Gazetesi Avrupa Baskısı Söz Sizin Köşesi - 11.08.2006 - Orhan Araş / Almanya |
| ALiPedia.info sitesi 31.07.2006 tarihinden beri toplam 163947 kere ziyaret edilmiş olup bu sayfaya ise oluşturulduğu 08.08.2006 tarihinden beri 242 kere erişilmiştir. |



